Benim huzur bahçem aslında çok klasik bir bahçedir, bir çok tabloda veya filmlerde gördüklerimizden farklı değildir. Tarif etmek gerekirse ; Yüksek bir yamacın kenarında büyük güzel bir Çınar ağacının denize bakan tarafında dibine oturmuş olarak ufka bakarken hayal ederim kendimi sürekli. Hava kapalıdır, bulutlar hızlı ilerler, yer yer şimşek çakar deniz üzerinde. Gözlerimde çakan şimşeklerin parıltısı ile hafif bir yağmuru izlerim uzaklarda.
Oturmuş yağmuru izlerken bir yandan da dudaklarımdan kelimeler dökülür , bazen bir ahenk ile , bazen bir hikaye olarak. Hikayelerim benle ilgilidir, yaşadıklarımla, geçmişimle ve gelecek hayallerimle. Ahenk içerenler elbetteki şiirlerimdir, şiirlerim ise sevdiceğime seslenir her zaman. İçlerinde her zaman özlem vardır, içlerinde her zaman heyecan vardır.
Ne zamanki sana yaklaşsam
yavaşca ve sessizce
Ne zamanki seni göreceğimi bilsem
heyecanla ve mutlulukla
Ve ne zamanki sana sarılsam
gururla ve çoşkuyla
O zaman hissediyorum kokunu
ve görebiliyorum ki
Güzel gözlerinin içindeki mutluluğu
Belki biraz kısa olabilirler ama belli ki bu kadar kısa ve az kelime ile anlatılabilmesi çok büyük duygu ve hisleri aktarmaya yetiyorlar.
Kimi zaman şiirlerim şarkılara dönüşür. Upuzun bir şarkı oluverirler. Hafif bir tınısı olan , hiç bitmesini istemediğim bir melodi ile çıkarlar dudaklarımdan.
Ama Huzur Bahçem de hep yalnızımdır. Orası benim , orası kalbimin aynasıdır. Bir gün , gideceğim yerdir.
Günü geldiğinde benim dudaklarımın susacağı, ancak çınar ağacının dallarına tünemiş olan bülbülerin güzel bir ezgi ile hikayemi anlatacakları yerdir.
:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder