30 Mayıs 2012 Çarşamba

Üşüme Lütfen

Bir parkta oturmuşuz birlikte.
...............
Çevremizde farklı renklerde ve tonlarda güller var.
...............
Uzaktaki adalardaki evlerin ışıkları yavaş yavaş yanmaya başlıyor tek tek.
...............
Sessiz burası.
..............
Yalnız başımıza oturuyoruz birlikte.
.................
Ara ara kaçamak bakışlar atıyorum gözlerine, dudaklarına .
...............
Hava soğudu havanın kararmasıyla. Önünü ilikledim, üşüme lütfen.
..............
Birlikteyiz , ancak sarılamıyorum sana. Çünkü bir saat içinde ayrılacağız birbirimizden. Biliyorum "sarılman gerekiyor işte bu yüzden" diyorsun şu anda.Olmaz kadınım ... olmaz. Bu kadar basit değil.
................
.......................................................
...............
Evimizden , bize gelecek misafirlerimizden , yemek yeme şeklimizden konuştuk. Çok güldük kadınım.
..............
Koştuk. Koşmayı özlemişim. Ama senin peşinden koşmayı ilk defa yaşadım ve sevdim.
...............
.......................................................
...............
Yürüdük. Derin nefes aldık her adımda , birlikte.
...............
Aklım halen sende , yan yanayız .... birlikteyiz. Yürüyoruz bir aşağıya , bir yukarıya. El ele keyifle, sımsıkı tutarak. Derin bir mutluluk ve huzur var sana dokunduğumda. Ama saat yaklaşıyor, telaşlanıyorum.
...............
Aklım dolu ... bir sonraki buluşmalarımızı düşünüyorum.
...............
Seni düşünüyorum.
................
Hep seni düşünüyorum .
...............
Resmini öpüyorum.
.................
İyi geceler kadınım.








16 Mayıs 2012 Çarşamba

Kalbin de ben , bende kalbin yaşasın.

Her şey 1 hafta önce başlamıştı. Önemli belki ancak neticesi beni bu şekilde etkilemez dediğim bir doktor kontrolüydü yalnızca. Sakince oturuyordum odamda, senden gelecek haberi bekliyordum, kafamda günümüzle ilgili fikirler oluşturuyordum.Bana yazdığın mesajla ne yapacağımı şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Hazır değildim , bilmiyor muydum bu ihtimali ? elbetteki biliyordum. Ancak şimdi bakınca geçen haftaya bu neticeye hazır değilmişim.

Tam 1 hafta sürdü bununla mücadelem. O geçen bir hafta sanki bir yıl gibiydi.

...
...
...
...
...
...
...
...

1.Gün "Hastaneye Yatış"


Bugün hastaneye yatıyorsun. İçimde inanılmaz bir sıkıntı var, ne yapabilirim bilmiyorum. Bir gece önce hiç uyuyamadım. Tanrıyla uzun zamandır yapmadığım kadar uzun bir sohbet ettim. Umuyorum ki beni dinledi, çünkü bana göre her canlının dinlenmesi gereken bir hikayesi vardır! Ben bu sefer kendi hikayemi anlatmadım kendisine, onunda çok iyi bildiği bir hikayeyi tekrarladım. "Bir kadını sevdim allah'ım. Uzun zamandır aradığım ve daha yeni bulabildiğim bir kadını sevdim.Nasıl veya ne şekilde çıktı karşıma bilmiyorum ama bunun kader olduğuna belki şu son dönemde yaşadığım bunca kötü olayların neticesinde bana gönderilen bir şans meleği olduğuna inanıyorum. Allah'ım , ona yardım et, ona sağlık ver , ona huzur ve çünkü bunu çok istiyor. Gerekirse benim için ayırdığın huzuru ver ona. Ben bunla da yaşarım, ama sevdiğim kadın en azından mutlu olsun. Bu bana yeter. Allah'ım, ameliyatı başarılı ve sorunsuz geçsin, ki bir daha bu dertleri yaşamayalım. Ona olan sevgimi anlatamam ama şu anda gözümden akan bu yaşları ondan say , yeter ki acı çekmesin üzülmesin. Beni kalbinde hissetsin. Varlığımı bilsin. Benim karşıma çıkardın bu kadını ve şimdi yalvarıyorum sana bana onunla bir gelecek ver. Her şeyimi adadım ona. Sana ve gücüne inanıyorum. Onu koru Allah'ım..... Amin"

Bu ufak dua ile uyumuştum dün gece, ve bu sabah senden gelen mesajlarla yüreğimi dinleyip evden ayrıldım ve yanına gelmek için yola çıktım.Uzaktaydın benim için, ama umurumda da değildi. Yol boyunca seni düşündüm. "Çiçek almalı mıydım?" ... hmmm.... "hayır daha ameliyat olmadı ki" , ten kokunu doya doya içime çekmeliyim dedim kendi kendime.

Ancak önümüzde sürekli sorunlar oldu. Ailen yanındaydı, bense bu durumda yanına gelemeyen veya çekinen kişiydim. Ama belki kader , belki de Allah'ın dün gece söylediğim sözleri duyması işleri bir parça yoluna koydu sanırsam. Gerçi "kıl payı" bir durum yaşamadım değil. Az kalsın ailenle burun buruna geliyordum.

Seni ne zaman ki kapıda gördüm, içimi bir coşku kapladı.Garip bir heyecandı üzerimde ki. Sanki... ilk defa seninle karşılaşıyorum yada buluşacağız da kalbim gümbür gümbür atmaya başladı. Yanına vardığımda birden terlediğimi hissettim. Çok garipti. 1 metreden daha yakınımda duruyorsun ama iki yabancı gibi dokunamadım sana. oysa o kadar çok ihtiyacım vardı ki sana sarılmaya. saçlarına dokunmaya. tenini koklamaya.

Bir süre sonra arkadaşın bize katıldı. Bu seferde garip bir şekilde kendimi tamamen yabancı gibi hissettim. Oda da bulunan bir yabancı gibiydim. Garipti. Hazır değildim buna da, dışarı çıkmak istedim bir an. Ancak dayandım. Çünkü çıkarsam seni görebileceğim sayılı dakikalardan da mahrum kalacaktım.

Hemşire göründü kapıda "Ziyaret saati bittiiii...."

Offf.... çok sinir bozucu, ne çabuk geçti zaman. Seninleyken bir şekilde zaman hızlanıyor ! Eminim sende bunun farkındasındır. Tatsız bir durum. Gözlerine baktım. Bırakmak istemedim seni, ama gitmem gerekiyordu.

Hastaneden çıkarken sürekli odanın camına dönüp dönüp baktım. Bir iki defa düz yolda ayağım bir şeylere takıldı , düşüyordum :(  Ancak çok geçemeden şemsiyemi odan da bıraktığımı fark ettim. Onca yürümüş olduğum yolu geri gitmek hayatımda ilk defa koymadı bana, aksine çok ama çok keyif verdi. Seni bir kere daha görebildim, dudaklarına bir kere daha öpücük kondurdum. gözlerini gözlerimde hissettim.

Seni istemeyerek de olsa bir gün içinde ikinci defa arkamda bırakarak yanından ayrıldım.

Aynı yoldu döndüğüm yol, ancak aynı değildi bu sefer. Çünkü sana gelirken hissettiğim o coşku ve heyecan şimdi kedere ve hüzne dönüşmüştü. Yol gelirken kısaydı, ama bir şekilde dönerken çok uzadı.

Seni bırakmayı sevmiyorum. Hiç sevemedim.

Senin hastanedeki ilk gününde yaşadıklarım bunlar aşkım. Birazdan yatıcam, gene dua edicem tanrıma.Gene gözlerimden yaşlar akacak.Bu yaşlara bir isim vermek gerek bence bunlar hasretin ve sevginin yaşları.

Seni Seviyorum, İyi ol sevgilim.

2.Gün "Sen Ameliyattasın" 

Bu sabah mesajın ile hem beni çok mutlu ettin hemde çok korkuttun , bunu itiraf etmem gerek. Neden mi ? Çünkü biran bile olsa senin mesajın da "Şimdi Ameliyata alıyorlar" demenden korktum. Ameliyata alınmadan önce sesini duymayı istiyordum. Dün gece hiç uyumadım , yatağıma girdiğimde Tanrı ile gene uzun bir sohbet ettim. Ona gene tüm kalbimle yalvardım. Bu yüzden hem endişelerim yüzünden hem de gergin bir bekleyişin verdiği stresten dolayı sabaha kadar yatağımın içinde pek fazla seçenek olmaksızın dönüp durdum.

Ancak sesini duyduktan sonra biraz iyi hissedebildim kendimi ,neticede sesin canlı geliyordu. Seni bir parça bile olsa güldürebilmek için aklıma gelen her şeyi .... dur bir saniye elbetteki her şeyi söylemedim. Ancak söylenebilecek olan her şeyi söylemeye çalıştım.

Saat 10:05 ... bana " beni birazdan alacaklar" dedin. Tüm kalbimle seni hissettim. Belki de bende senin bir parçanım artık. Sanki ameliyata giren bendim.    Telefonunundan bir tanecik mesaj daha geldi daha sonra saat 10:21 " ...... hazırlıyorlar birazdan ameliyata girecek, ben arkadaşıyım telefon bende".

Eminim ki kolay bir zaman geçiremiyorsun şu anda ,ne durumda olduğunu merak ediyorum oturduğum yerden. Bir kaç defa üstümü değiştirmek için hamle yaptım giysilerime ,ancak bir noktadan sonra kendimi durdurdum. Telefonum tam önümde duruyor ,aramızda ölçmek istesen 15 cm bile yoktur. Gözümü ayıramıyorum telefondan. Belki bir mesaj gelir, belki de çalar diye bekliyorum.

Saat : 11:19 ... Halen bir ses yok senden.

Saat :  11:23 ... Arkadaşından mesaj geldi "kapısına sedye falan getirdiler birazdan çıkabilir belki" diye. yanına gelmeli miyim acaba ? Halen çok kararsızım. Biliyorum seni göremem gelsem bile ama sana yakın olabilmeyi istiyorum.

Az önce arkadaşını aradım, senin halen içeride olduğunu söyledi. Yerimde durmakta zorluk çekiyorum artık. Evin içini şimdiden 4 defa turladım. Bilmeni isterim 4 defa tur atınca hiçbir şey değişmiyormuş.

Saat :  11:50 ... Ameliyattan sıhhatli bir şekilde çıksan da , bende mutlu olsam azıcık diyorum kendi kendime. Ayrıca dün benden istediğin t-shirt'ü de almaya gitmem gerek. Sana bir şekilde ulaşabilsem keşke.

Hayatımda hiç bu kadar uzun bir gün geçirmedim. Ömrümün sanırım bir 5 yılını verdim bu bekleyiş sırasında. Umarım sen bunları sağlıklı ve mutlu olduğumuzda bana geri verirsin.

Saat  12:01 ... Halen senden bir haber yok. Bu doktorlar öğle yemeğine ya çıkmıyorlar yada o masada yiyorlar olabilir mi acaba ?

Kafamı masaya dayamış bir halde seni düşünüyorum burada, aklımda bir sürü soru bir sürü anı dolaşıyor. Ama o kadar hızlı hareket ediyorlar ki hepsinden ufak parçalar seçebiliyor zihnim. Daha güne başlayamadan yorulduğumu hissediyorum.

Saat  12:12 ... Hiç ses yok halen.  :(

Bir şeyler yolunda gidiyor diye düşünüyorum. Yoksa "kötü haber tez duyulur" mantığı ile, neresi bunun mantık bilmiyorum ancak kendimi bir şekilde avutuyorum şu anda.

Saat  12:25 ... "Kötü haber tez duyulur" dedim ve mesaj geldi hemen. Doktorunun ilk denemesi başarısız olmuş.Bir kere daha deneyecekmiş. Risk altında olduğunu söylemişler.

Saat  12:44 ... "Doktor içeri girdi" mesajı geldi şimdi , oysa ben burada sürekli olarak "yanındayım sevgilim, güçlü ol aşkım." veya "Her şey geçecek bitanem, canın daha fazla yanmayacak" diye sana sesleniyordum. Ne zaman bitecek bu bilmiyorum , ama aklım sürekli sende.

Neredeyse ameliyatın iki buçuk saate yaklaştı.

Saat 12 :55 ... "Ameliyat başarılı" mesajın geldi... çok mutluyum , o kadar mutluyum ki anlatamam hissettiklerimi. Umarım iyisindir , umarım canın çok acımıyor ve umarım rahatsındır.
Bir yarım saat daha içeride tutacaklarmış seni, sanırım sinirlerin tekrar yapışmasın diye bekletecekler seni.
Biraz daha dayanmam gerek. Sonra her şey bitecek.

Sensiz geçen bu zorlu günde, bana destek veren yada sana yakın olduğumu hissettiren şeyin incecik ve bir bilek çevresi uzunluğundaki basit bir ip parçası olması gerçekten garipti. Kalın bir ipin çevresine sarılı rengarenk iplerden oluşan bu ince bilekliği sağ koluma takmıştım dün akşam. Oysa sen bu bilekliği sol bileğimde görmek isterdin biliyorum. Sebebini de anlıyorum, kalbime yakın olacaktı. Ancak , bana göre sağ elimde olması gerekiyordu, çünkü sana her zaman sağ elimle dokundum. Senin varlığını bu elde hissettim. Ancak kabul ve itiraf ediyorum ki, doktorunun ikinci operasyona öncesinde çıkmasıyla sol elimle bu incecik bilekliğe yapıştım ve dualar ettim. Yeter ki sen iyi ol !

İyi olduğunu öğrendim çok şükür. O kadar mutluyum ki.

3.Gün "Eve Geçtin"

Güne senle başladım. Muhteşem bir zamanlamaydı bu benim için ,son 1 aydır ne zaman seni hissetsem ya telefonum çaldı yada mesajın geldi. Ve bir şekilde aynısı bu sabahta oldu. 08:35 gibi birden seni hissettim, elime telefonumu aldığımda mesajın geldi. Çok güldüm ve mutlu oldum. Uzun uzun telefonda konuşabildim seninle, gerçekten her söylediğin sözde mutlu oldum. Sesin canlı geliyordu. Aynı benim en başta tanıdığım kadının sesi gibiydi. Belli bir gün önceki ameliyatın verdiği yorgunluğu üzerinden atabilmişdin.

Seni yalnız bırakmamak için o hastane odasında elimden geldiğince yanında olmaya çalıştım. Elbetteki fiziksel olarak olamazdım ama sesimle ve ruhumla yanında olmaya çalıştım. Yeter ki huzurlu ol istedim.

Biliyorum çok yoruldun, acı çektin, sıkıldın ve pek de uygun olmayan yerlerin ağrıdı. Ancak ,bunları bir şekilde atlatabildiğini görmek beni çok mutlu etti. Sen gördüğüm nadir güçlü kadınlardan birisin, sen gördüğüm en çok düşünen kadınlardan birsin.Bazen bu özelliğin beni çıldırtıyor ancak, seni bu şekilde kabul ediyorum.

Neticede bugün 14:00 civarlarında hastaneden çıkabildiğinde ,gerçekten içim çok rahat edebildi. Neticede 2 gündür küçücük bir oda da tek başına zaman geçirmek zorunda kaldın. Sonunda ailenle ve sevdiğin dostlarına bir arada olabileceksin.

Sensiz geçen bir günün ardından yazıyorum bu satırları, gerçekten insan çok alışınca bir şeye ve bu bir şeyde "sen" oluyorsan. Uzak kalmak gerçekten günden güne zorlaşıyor. Bugün kendimi oyalamak için ne kadar saçma şey varsa yaptım. Ama öncelikle uzun ve sıcak bir banyo yapmam gerekiyordu. Ne zaman böyle uzun ve sıcak bir banyo keyfi yapabilsem kendimi tazelenmiş hissedebiliyorum.

Aklım hep sendeydi. Bir şekilde sana nasıl ulaşırım diye yollar düşündüm. Aklımı başka bir işe verebilmem her gün daha da zorlaşıyor.Bir gelecek hayalim var seninle, bir umudum var.

Seni çok seviyorum .


4.Gün "Kavuşma"

Bir şekilde de olsa, geç de olsa, beklemiş olsam da seni bu sefer görebildiğim için çok mutluyum. Gerçi sonu çok eski Fransız Sineması tadında gelişmiş olsa da , ben genelinde mutluyum.

Yanına gelişim, yada gelmeye çalışmam bir hayli komikti bence, bir ara ciddi ciddi " evet, bu kesin bir kamera şakası" dedim kendi kendime, kabul ediyorum.

Kapına geldiğimde yağmurluğumun altına sakladığım bir buket çiçeği gösterdiğimde suratın cidden komikti.Koca bir buket satı ve beyaz çicek seni mutlu eder diye düşündüm.Ve hemen ardından , uzun uzun sarıldık birbirimize , mmmm.....ne kadar da güzeldi.Çok özlemişim kokunu , saçlarını , tenini.
Çok kısıtlı bir süre içinde birlikte bir film izleyebildik, o arda dondurma yedik ,gerçi biraz dondurma işinin suyunu da çıkardık ama dondurma eski çağlardan beri aslında böyle yenir, millet bilmiyor. Sonra seni izledim.Gözlerine baktım, saçlarına dokundum, seni ezberledim. Tüm yüz hatlarına tek tek baktım.Unutmamam gerekiyor.

Dudaklarım dudaklarına temas ettiğinde, dudaklarındaki o tatlı tat, o güzel sıcaklık beni benden aldı. Doya doya öpebiliyordum ki , "Ding Dong" ..... kapı mıydı bu ? .... "evet kapı". Annendi gelen. Nasıl bir hızla eşyalarımı topladığımı , nasıl bir hızla kapınıza ulaştığımı şu an halen hatırlamıyorum cidden. Asansörün en alttan yukarı gelişinin sesi halen kulaklarımda ve ilk defa "bu asansör amma da yavaşmış" dediğime çok sevindim.Göz ucuyla asansörün "2"inci katta olduğunu gördüğümde , ayakkabılarımı bile giymeden bir alt kata sessizce inmeye başladım.

Çoraplarımla en alt kata kadar sessizce indim neticede, ellerim süper titriyordu. Sen bu arada bana telefondan mesaj atmış ancak ben bir türlü titreyen parmaklar yüzünden doğru düzgün yazmayı becerememiştim. Kaç defa aynı yanlış harfe basıp sildiğimi şimdi hatırlamıyorum.

Çok ama cidden çok kısa sürdü görüşmemiz. Eminim ki hapisteki insanlar bile sevdikleriyle daha uzun görüşüyor olmalılar. Günümün geri kalanı huzurlu geçti , ama yan etkileri de olmadı değil, seni daha çok özlemiş oldum bu sefer de.

Akşam yatmadan önce yatağımda resmine baktım. Öptüm.

Seni her gördüğümde nasıl öpüyorsam , öyle öptüm resmini.

Seni Seviyorum.