24 Nisan 2012 Salı

Huzur Bahçem

Hemen hemen herkesin hayalinde bir "huzur bahçesi" vardır. Kiminin ki deniz kıyısındadır, kiminin ki orman içindedir ve kiminin ki ise garip bile olsa basit bir çöldür.

Benim huzur bahçem aslında çok klasik bir bahçedir, bir çok tabloda veya filmlerde gördüklerimizden farklı değildir. Tarif etmek gerekirse ; Yüksek bir yamacın kenarında büyük güzel bir Çınar ağacının denize bakan tarafında dibine oturmuş olarak ufka bakarken hayal ederim kendimi sürekli. Hava kapalıdır, bulutlar hızlı ilerler, yer yer şimşek çakar deniz üzerinde. Gözlerimde çakan şimşeklerin parıltısı ile hafif bir yağmuru izlerim uzaklarda.

Oturmuş yağmuru izlerken bir yandan da dudaklarımdan kelimeler dökülür , bazen bir ahenk ile , bazen bir hikaye olarak. Hikayelerim benle ilgilidir, yaşadıklarımla, geçmişimle ve gelecek hayallerimle. Ahenk içerenler elbetteki şiirlerimdir, şiirlerim ise sevdiceğime seslenir her zaman. İçlerinde her zaman özlem vardır, içlerinde her zaman heyecan vardır.


Ne zamanki sana yaklaşsam
yavaşca ve sessizce
Ne zamanki seni göreceğimi bilsem
heyecanla ve mutlulukla
Ve ne zamanki sana sarılsam
gururla ve çoşkuyla
O zaman hissediyorum kokunu 
ve görebiliyorum ki 
Güzel gözlerinin içindeki mutluluğu

Belki biraz kısa olabilirler ama belli ki bu kadar kısa ve az kelime ile anlatılabilmesi çok büyük duygu ve hisleri aktarmaya yetiyorlar.

Kimi zaman şiirlerim şarkılara dönüşür. Upuzun bir şarkı oluverirler. Hafif bir tınısı olan , hiç bitmesini istemediğim bir melodi ile çıkarlar dudaklarımdan.

Ama Huzur Bahçem de hep yalnızımdır. Orası benim , orası kalbimin aynasıdır. Bir gün , gideceğim yerdir.
Günü geldiğinde benim dudaklarımın susacağı, ancak çınar ağacının dallarına tünemiş olan bülbülerin güzel bir ezgi ile hikayemi anlatacakları yerdir.  

:)

1 Nisan 2012 Pazar

Şovalye

Merhaba ,

Dünya tarihine baktığımızda tarihin yalnızca "savaşlar"dan ibaret olduğunu ve sadece savaş tarihinden bahsettiğini görürüz.

Savaşların çıkış sebepleri genelde yada çoğunlukla aynı ; Toprak, altın , din , güç elde edebilmek.

Dünya tarihini okudukça yukarıda saydıklarımız için katledilen milyonlarca insanı görüyoruz. Dağılan yuvalar, kaybolan geçmişler, yok olan güzel anılar.

Ancak tarih çok az da olsa farklı savaş sebeplerini de yazabiliyor bazen, aşkı , sevgi ve tutku gibi.
Tarihin en büyük savaşcısı , kitle katili, şehirleri yok eden, zalim , korkusuz savaşcısı "Cengiz Han" bile bu amaç ile başladı yoluna. Sevdiği kadın için bir yola çıktı , sevdiği kadın için savaştı , öldürdü.

Ne çağda yaşarsak yaşayalım, bugün yaşanan aşk ; geçmişte milyonlarca kez yaşandı, gelecekte de yaşanacaktır. Ama unutmamak gerekir ki, ben bugünü yaşıyorum. geçmişte birini sevmedim, gelecekte ise .. kimbilir. Bugünü , aşk ile birleştirebiliyorsanız eğer. şanslısınız demektir.

Bir dostum bana bir gün şöyle bir söz söylemişti "kendimi bir şovalye gibi hissediyorum, onun şovelyesiyim ve onun için savaşıyorum her zaman, işte bana gücümü veren bu." bu sözleri duyduğumda gerçekten çok şaşırmıştım. modern çağda bir kendini şovalye ilan eden bir genç adam, aşkı için savaşıyor , aşkı için ayakta kalıyordu.
Çok hoşuma gitmişti bu fikri, ve ilk fırsatta bunu kendi üzerimde denedim.Ben bir şovalye olmalıydım, onun için savaşmalıydım. Şansıma sevdiğim kadının yanıma gelip kulağıma fısıldadığı "kazanmanı istiyorum" demesi apayrı bir motivasyon olmuştu. Onun için savaştım, onun için dövüştüm ve kazandım !

Elbetteki Dünya Tarihi bu kişisel savaşımı yazmayacak asla :) ama ben biliyorum ve artık bu yazıyı okuyan sende biliyorsun :) 

Hepimiz bir savaş veriyoruz yada birden fazla savaşa girip çıkıyoruz. Bugün baktığımda son savaşımın üzerinden bir hayli zaman geçmiş aslında. Ve gene bir savaşa başlıyorum, gene bir şovalye oldum, kılıcımı elime aldım. Önceden mücadelelerimde sadece korkmuyordum, şimdi ise hem korkmuyorum hemde kazanma .. aşkım için kaznma azmim de var. Karşıma kim çıkarsa çıksın bilmeli ki kazananıcam.

Çünkü artık yeni bir tarih yazıyorum .... prensesim için savaşıyorum.

Saygılarımla